Outdoor activity in Kemerburgaz

20 07 2008

Evet, bugün Kemerburgazda Mauntrain Outdoor Academy‘deydik…

Pazar sabahının köründe PureBank koçları ve Kurumsal Projececiler olarak çıktık yola. Saatin 7:00 olması kimisi için nasıl bir acı, inanın yüzlerinden okunuyordu. =)))

Belgrad ormanlarının “kene ilaçlaması yapılmıştır” pankartlı yollarında ilerlerken, bir yandan da aklımdan 2 şey geçiriyordum, “aktivite” ne olacak ve kene var mııııııııı ??

Vardığımızda bizi sıcak bir karşılama ve güzel bir kahvaltı masası bekliyordu, ardından Indoor kısa bir eğitim… Ha bu arada eğitimcimiz Burçin Doğru’ya da ayrıca teşekkrüler hem tespitlerinden dolayı hem de aktivitelerde bize olan yardımından!! dolayı. (Ünlemin nedenini açıklayacağım =))

Ders: takım olmak, ekip çalışması ve sonuç-süreç odaklılığını dengeleyebilmek…

ilk aktivite: aslında oyunun bir adı yoktu ama kısaca anlatayım, belirlli bir alanınız var. Bu alan içine bir savunma hattı ve bir de saldırı hattı kurmanız gerekiyor.

Elimzide aletler: 8-10 kazık,naylon, 1 kova, lastik içi, lastik, ip, bant, 10 büyük odun parçası çekiç ve süzgeç =)

EEEEEEEn başta söyliyeyim süzgeç tam bir fiyasko boşuna konmuş oraya =) Bu malzemeler ile mancınık – sapan benzeri bir mekanızma geliştirdik ve savunma hattına da kazıkların yardımı ile naylon ile yaptık. Bence herşey harikaydı ama atış kısmında sorun yaşadığımız için büyük üzüntüyle söylüyorum ki kaybettik (ya bu sözü yazmak bile her ne olursa olsun koyuyor!!! ) Nese hırsımı burda yansıtmayayım…

İkinci aktivite ise ev yapmaktı, 2.5 saat süren çok yorucu bir işti bu. Havuzundan bahçesine peyzajından penceresine kadar ciddi bir süreçti gerçekten… puanlama sırasında sevgili eğitimcimiz bizim gruptan olmasına rağmen bizi arkamızdan vurması içindi o ünlem !!! =))

Bunca uğraş boşa mı ? ne öğrendik? öncelikle patronları izleme şansım oldu ve onların nasıl düşündüğünü daha iyi anladım, önce bir uzakta durup bakıyorlar ve sonra soğukkanlı bir şekilde olaya müdahale ediyorlar. Her ne kadar eğlenceli bir ortam bile olsa, ciddiyeti elden bırakmayıp düzeni sağlamaları beni  için büyük bir tecribe oldu.

Daha öğrenecek çoook şeyim var, ve bu küçük yaşta bile benden büyük insanlar arasında olmak bana birşeyler katmaları ve düşüncelerime değer vermeleri gerçekten çok güzeldi.

Eğitimciden aklımda kalan bir kaç söz:

“Zanaatkar işini yüreği ile Sanatkar işini g.tü ile yapar” =)) eğiimcinin dedesinden….

“Bir ağacı keseceksem,zamanımın 8 dakikasını baltayı bilemek için 2 dakikasını kesmek için harcarım” Abraham Lincoln

Edit : Aklıma bir söz daha kalmıştı, “Aklınla iş yapma aklın seni yarı yolda bırakır ama Yüreğin seni Asla…”

Ya gün boyunca aklımda bambaşka birşey daha vardı ama yine içime atıp kendime saklıyorum………………………………………





Kültürler ve çizgiler…

19 07 2008

Ya bu yazıyı yazacağım hiç aklıma gelmezdi ama Gizem sağolsun taktı kafama, ve bunun üzerine de düşünüp bi kaç şey yazmak gerekti =)

Öncelikle Gizem kim onu hemen tanıtayım, Gizem 1 ay boyunca Kurumsal Projelerde staj yapma erdemini gösteren kişidir =)

Gelelim neden bu yazıda konu olduğunu, alternatif bir kişiliği olduğunu anlamak için pek bi çaba sarfetmek gerekmiyor, ancak bazı kişiler vardır ki olmak istediği kişi olmak için olması gerektiği gibi davranır, ama bazıları da  vardır ki olması gereken kişi için doğmuştur. Gizem de öyle doğanlardan :) )

Aman tanrım neler yaptım ben :P olmak istediğin kişi gibi olma , olman gereken kişi için doğduğun gibi ol =)

Kelimelerle daha fazla oynamayıp aramızda geçen bir cümleye değinmek istiyorum… “Popüler kültüre karşıyım” :)  Her ne kadar kendisi ona takıldığımı zannetse de aslında her söylediğimde aynı şeyi düşünüyordum, “artık popüler kültere karşı olmak da popüler oldu…” dolayısı ile popüler kültüre karşı elirken aslında popüler olup, ona karşı gelmeye de karşı olmak gerekiyor eğer bu şekilde bir düşünce tarzı benimseyeceksek.

Uzatmadan; hayatı kalıplara sokmadan, istediğimiz gibi “ÖZGÜR” olarak yaşamak, ne popüler kültüre ne de alternatif kültüre ters düşecektir. Her türlü kültürün sentezinden oluşan güzel türkiyem’de bunu yapmak çok da zor olmayacaktır sanırım.

Son olarak; Teşekkürler Gizem Kurumsal’a bambaşka bir hava kattın ve bir konuda daha düşünme şansı verdin. Yolun, çok istediğin sanat dalında ve her istediğin konuda açık olsun =)





hazır yeniden başlamışken CV ‘mi de paylaşayım :)

19 07 2008

İş aramıyorum, kurumsal hayattan çoooook memnunum ama en azından cv nası olurmuş bi görün die koyuyorum =)

Ama teklifleri de değerlendirmiyeceğim anlamına da gelmior ehehe=P

Buradan indirebilirsiniz…





Değişmeyen tek şey aptallar ve ölülerdir…

19 07 2008

Değişiriyoruz…

Hızla ve farkında olmadan…

Hiçbirşey eskisi gibi olmadığı gibi daha mı iyi oluyor yoksa daha mı kötü bilemiyoruz… Hadi çoğul konuşmayayım, bilmiyorum :/

Bugün biraz buruk, biraz yokgun ve birazda düşündüren bir yazı olucak bu. Geçende bir kitap geçti elime, adını cismini şeklini belirtmicem (sonra koşa koşa gidip alıosunuz :P ) şaka bi yana kitabı ben de hatırlamıyorum, silik bir kitaptı ve can sıkıntısında bi kaç sayfanı karıştırdım. İçinde dikkatimi çeken birşey yazı gördüm, küçük puntolarla yazılmış ve köşeye sıkıştırılmıştı.

“çoğu insan hayatı boyunca sadece bi kaç kere düşünür!, ancak çok az kişi haftada en az iki kere düşünerek istediklerini gerçekleştirebiliyor.  ” diyordu kitapta.

Evet kaçınız gerçek anlamda büyük resmi görebiliyor, ve hayatın, yaşamın, bu dünyanın neresinde olduğuna bakabiliyorsunuz? İşin sırrı sanırım burda gizli ve ancak bu düşünerek oluyor. Düşünerek değişimin farkına varabilir ve nasıl değiştiğimizi görebiliriz.

Çuvaldızı kendime batırıyorum, evet düşünmeyi yavaş yavaş bırakıyorum, yazılarımdan da anlaşılıyordur heralde çok uzun aralıklı olmaya başladı (değişimin farkındayım :) ). Ama bugün farkediyorum ve müdahale ediyorum. Bundan sonra daha sık düşünüp daha çok yazacağım.

Değişmeyen tek şey aptallar ve ölülerdir dedim başlıkta… Bu baya sert ve vurucu bir başlık oldu değil mi ? Acaba değişimi reddedenler nasıl bir mantık yürütüorlar ya da hiçbişeyin değişmediğini düşünüp, herşeyin aynı kaldığını… ?

Bir yandan da diyorum ki, evet eğer birşeylerin değişmediğini düşünen bir kişi elinde olan değişkenleri değiştirmediği sürece değişimi yaşamayacaktır, ancak elinde olmayan değişkenlerden de çok uzak kalacaktır. Bu da ölülerin ve aptalların yapabileceği biirşey olsa gerek =)

Ben mi ? Ne ölü ne aptal =P Değişim mi ? hadi bakalım nası bişey diyenlerden oldum hep, doğam da bu var , kendiliğinden değişmese ben değiştiriyorum, ama bu her zaman iyi bir şekilde olmuyor.

Bu sefer de farklı bir konu çıktı…. Değişim gerekli midir ? Hangi koşullarda ve hangi şekilde ? Her değişim iyi midir ? Kötü gelişim sonrası geri dönüşüm var mıdır ?

Ah alp tatil’e çıktın güya, yıllık izin kullanıosun =))) seviyorum napiim =P





OlasılıkSız…

19 07 2008
Gelelim hayatımda bilmeden yaptığım en doğru işe, (belki de bilerek; bilinç altımda yaşayıp da verdiğim bir karar) istatistik okumak.

Kimileri için kabus haline gelmiş, kimileri için çok karmaşık bir hal almış da olsa, okuduğum için gurur duyduğum hala daha okumaktan ve sonuna kadar arkasında durmaktan zevk aldığım istatistikten bahsetmek istiorum bugün…

Küçük yaştan başlayan bir ilgiydi benimki; felesefe ve mantık…

Sorgulamaya başladığım erken yaşlarda nedense çok düşünmemem gerektiği söylendi :) ), hatta düşününce arkadaşlarım tarafından vah vah bu yaşta bu hale mi düşücekti benzeri şeyler yaşadım :P

E tabi bu ister istemez insanda bazı şeyleri bastırmasına sebep oluyor…:P sonrada böle yazı olup sanal hale gelior o ayrı…

Daha önceki yazılarımda “Koas teorisi ve Kader” ile ilgili kafa yorup şansın bunun içindeki yeri ile ilgili “sesli düşünerek” burda paylaşmıştım.

Dinin dogmatik olduğu ve mantık ile sorgulanamayacağını söyledi hep Felsefe hocam ancak bu her zaman bana ters gelmişti.. Bence herşeyin mantıklı bir açıklaması vardı çünkü…

Düşüncelerimle yazılarımı birleştirirken aslında aklımdakilere çok da uzak olmayan bir bölüm okumanın nasıl bir RASLANTI olduğu konusu ise gerçekten tartışılır…

Tamamen sayısal yöntemlerle içli dışlı olmanın yanında mantık çerçevesi içinde nümerik olgular…

OlasılıkSız işte tam bu konuların dışavurumu oldu, aklımda dolanan binlerce kopuk düşünce ve fikirlerin tek bir yerden çıkması konusunda sorun yaşamışımdır hep (ağzımdan) :P Olasılıksız ile bunları derli toplu almak bana çok ii geldi.

Evet Koas teorisi ile birleştirdiğim geleceği kitap da tam istediğim gibi anlatıyordu. Sonsuz gelecek var ve her bir olasılığı bizim “anlık” seçimlerimiz belirliyor. Ve belirsizlik hali içinde olasılıklar…

Çok seviorum bunu işte,

Belirsizlik hali = Risk

Olasılık = Belirsizlik hali

e; Risk = Olasılık :) )

yazını devamı aklımı topladıım zaman….. :)





Neler oldu Neler ….

19 07 2008
hakketten ne oldu :)

e bi özet geçelim….

bi kere “çok oldu” yazmayalı….

“güzel oldu” Kurumsal Projelerederyim ve amaçlarıma bir adım daha yaklaştım….

“çok ii oldu” Yepyeni bir hayat daha başladı hayatımın içinde….

“supper oldu” Yeni fırsatlar yaşıyorum…

“kötü oldu” Özlem giderek artıyor…

“berbat oldu” yok bu daha olmadı çok şükür :) ))

hayatımda geçirdiğim her “an” bana bambaşka şeyler katarken, karşılığında benden pek de bir şey aldığını düşünmüyorum açıkçası. Hayatın adil olup olmadığı konusunda kafa yorduğum zamanları geride bıraktım artık…

Adildi….!!!

fakat bu adaleti anlamak ya da mantık çerçevesine oturtmak için çok düşünmek çok düşünmek çok düşünmek lazım ki gerek yok…. Yaşa gör!!! Geçerli bir felsefe mi ? tabi ki hayır ancak kafa yormak için yeterli bir yaşam süremizin olduğunu düşünmüorum her ne kadar bana genç deseler de….

Bir sonraki enrtry ile sizlerle geç okuduğum kitabı ve etkisini anlatmaya çalışacağım, aslında bir önceki olacak çünkü blog mantığında son yazdıın en üstte oluyor :P

sevgiler….





Alışmak…ve ben alışmaya karşıyım!!!

19 07 2008
Alışmak….

Tüm gecem berbat oldu, sabaha kadar her saat uyandım ve başımın ağrısından çıldırdım durdum. İnat ettim bu saate kadar da ağrı kesici dahil hiç bir ilaç içmedim. Hala daha ağrıyor ancak ben inadımda kararlıyım. Bunu vücudum kendi yapıyorsa ileştirmesini de bilmeli. “dimi ama :)

Yaklaşık 12 saat oldu ve başımın ağrısına alıştım sanırım, acılara da alışmak böyle bir şey sanırım. Şiddeti geçmese de verdiği ızdırap azalıyor. Çok takmamaya hatta normal birşey gibi algılamaya başlıyorsun.

Aklıma üniversitenin ilk yıllarında okuduğum bir yazı geldi, başlık şöyle idi:
“Hayatı öğrenmek Alışmak mı acaba?”

devamı ise şöyle geliyordu;

Ne kadar küçük şeyler için ağlardık…
Bir tutam saç, bir oyuncak araba, bir bebek…
Şimdi büyüdük…
Çok büyük olaylar bile ağlatmıyor bizi Ölümler,iflaslar,savaşlar…
Şimdi daha mı güçlüyüz, yoksa daha mı alışkan?
Hayatı öğrenmek Alışmak mı acaba?…

Bence alışmak duyarsız hale gelmek, tepkisiz ve heyecansız hale gelmek demek, ben alışma olayına karşıyım…

Karşıyım çünkü; alışında rolentiye alıyorsun herşeyi ve monoton hale geliyor hayat.
halbu ki alışmasak her zaman faklı arayışlara girsek, hayatımızın içinde risk olgunun işte o zaman daha büyük olduğunu anlarız.

Ve risk = hayat, risk = yaşam…

Hayatı yaşamak, heyecan olmadıktan sonra anlansızlaşan bir olgu.

not: bu yazıyı yazarken hala daha başım ağrıyor ve ben malesef alıştım galiba :P
farklı birşeyler yapıp kurtulmam lazım…





Belirsizlikler hali ve Risk yönetimi…

19 07 2008
Evet Risk’lerin süreçlerin doğal yapısında olduğundan ve bu süreçleri ne kadar iyi analiz edersek o kadar az hasarla kurtulacağımızdan bahsetmiştim.

risk ve süreçler üzerine kafa yormaya devam ediyoruz….

şimdi, “ses düşünmek” istiyorum iznilizle :) )

önümde 2 yol olduğunu ve bu 2 yolu da seçmenin kesinlikle benim elimde olmadığından söz etmiştim, evet elimde olmayan bir süreç ve hesaplamam gereken bir risk var ortada.

ilk seçenek garanti ve olunca çok rahat bir şekilde istediğim deneyim ve bilgi birikimini sağlayacağım, 2. seçenek ise eğer olursa hayatımın en güzel işi olacak ve tam olarak istediğim, planladığım projeleri gerçekleştirebilceğim.

2. seçenek içinde risk hesaplamasının yanı sıra tam bir proje olayı var, işte beni heyecanlandıran da bu zaten.

gelelim bu süreçteki risk hesaplamasına,

ilk seçenek olursa: askere gidene kadar olan süre boyunca (2 yıl) gerçekten öenmli bir deneyim ve sektör bilgim olacak. Ancak bir yerden sonra sıkıcı (tekdüze) hale gelip açıkta kalmam büyük ihtimal. “–bu riski göze almak sorundayım–”

2. seçenek olursa ben pek bir risk hesabı üzerinde duramıorum, çünkü herşey istediğim gibi olucak :)





Kırılma Noktası…

19 07 2008
eşik değeri nedir bilirmisiniz ?

eşik değeri; bir kırılma noktasıdır, ya da bir maddenin erime noktası, ya da esneklik sınırıdır.

şu anda eşik değerimi aşmak üzeriyim, tam olarak kırılma noktamdayım.

2 yön var şu anda önümde, ne büyük şans ki bu 2 yön de beni iyi yerlere getirecek, anca herzaman olduğu gibi biri diğerinden daha iyi.

neden daha iyisi olmasın ki ?

bu sebeple yarın büyük gün, daha iyiye, en önemlisi de “istediğim iyiye” yol almak için büyük fırsat.

sonuna kadar hazırım, her zaman hazırdım zaten :)

biliyorum bilmece gibi oldu ancak şimdilik bunun için ne siz hazırsınız ne de ben, ancak dediğim iyi şey olduktan sonra yazacağım.

bana bol şans dileyin, yorumlarınızı eksiksiz bırakmayın.





oh be…

11 10 2007

sonunda oldu :) )

 EGM’nin yaptığı ve giren adayların herbirine ayrı soruların çıktığı, gayet adalet namına hiç bir unsura sahip olmayan sınavı 81 gibi bir not ile geçtim. 80 için söz vermiştim 81 ile sözümde durdum =)

şimdilik bu kadar, herkese bol şanslar….





Talihsiz talihli….

5 09 2007

Şans üzerine kafa yormaya devam ediyorum,

Kaldım ya sınavdan bir soru ile ondan yoksa bu konulara girip de düşüneceğim eskisi gibi kafa yoracağım yok hani…

Belki de iyi oldu ne dersiniz :P

Başlık talihsiz talihli…Son günlerde şanssızlığın bir şans olduğunu düşünmeye başladım, en olmadık şey sizin başınıza geliyorsa bence şanslısınız, biliyorum kötü bir olay geldiğinde “şanssız” iyi bir olay geldiğinde “şanslı” hissediyorsunuz kendinizi ama bilmiyorsunuz :) )

şanssız olmak şanslı olmak kadar zor ve şans gerekteiren bir şey :) ) kafalar karıştı dimi ?? Olsun karışsın kafalar, artsın sorular, insanoğlu soru sordukça öğrenmiş, aşmış kendini….

keyfim kaçtı yine, 1 soru aklıma geldikçe de kaçar durur şimdilik bu kadar….





“Koas teorisi ve Kader” sanırım ben “bişi” buldum….

5 09 2007

şans, hayatta şans faktörü devreye girince benim işlerim genelde rast gitmez…

bazı kurallarım var hayatta kendime ilke edindiğim, kendi kendime söyler motive ederim misal,

- herşey bende başlar bende biter,
- inandığın şey vardır, inanmadığın şey yoktur gibi….

bunlarda da kendimce çok haklıyım, herşeyin bende başlayıp bende bittiğini bilmeme rağmen anlayamadığım bir güç ki bu şans ve talih ve bla bla…. beni durduruyor ya da bende başlayıp bende bitmesine engel oluyor.

Ve sonra insan durup düşünüyor “kader” denilen şey acaba bu mu die ? evet benim kaderim mi şanssızlık yoksa kaderin içinde gelişen ufak bir olay mı ?

sorular git gide karmaşıklaşıyor felsefi yanım ağır basmaya başlıyor, biliyorum bazı şeyler doğmatik sorgulamaz…

ama şunu da sormadan yapamıyorum…

sorum şu hakim bey :) ) -”madem ki kader var ve önceden herşey belli, şans bunun neresinde kalıyor???

önceden belirli olan bir olayın içinde şans olur mu yahu… Tam da bölümünü okumuşum yani “İstatistik ve Bilgisayar bilimleri” :) )

bi’ dakka sanırım cevabı koas teorisinde bulur gibi oldum şimdi, neydi o teori,
“dünya bir karmaşa (bir rasgelelik) içinde ancak o karmaşanın da bir düzeni var”

evet, sanırım kaos ile kader örtüştü bu konuda kaderimiz belli ancak bu belli olan kaderin içinde de bir ragelelik var…

Tahir Khaniyev hocam gibi kendim sordum kendim buldum yanıtı :) )

yazmak beni geliştirdi sanki be sadece okumakla olmuyormuş demek ki….





EGM hakkında (bkz: ALP’in sınavı :)))

4 09 2007

EGM aman sakın Emliyen Genel Müdürlüğü sanmayın :)

emeklilik gözetim merkzi olur kendileri. günlük haftalık aylık yıllık yani düzenli olarak emeklilik şirketlerini gözetler bu kurumumuz…

sınavına girip bireysel emeklilik aracısı olmanız lazım ki diğer bi deyişle finasal danışman olmanız için şart.

1-)sınav 90 dakika 100 sorudur, hiç kimsenin sorusu kimse ile aynı değildir. kaldı ki bu da benim gibi “şanslı” bi insan için adalet kavramını ordan kaldırıyor :) ) (bkz: ALP’in sınavı :) ))

2-)ayrıca yine “büyük bir şans” ile bilgisayarınız dandik gelebiliryor (bkz: ALP’in sınavı :) ))

3-)sonuçlar 2 iş günü içinde açıklanıyor genelde ve 64 le kalsanız bile yapıcak bişeyiniz olmuyor (bkz: ALP’in sınavı :) ))

4-)kimsenin “çok kolay ya yaparsın ya, denemelerdeki soruların aynısı çıkıyor” die söylemesine bakmayın hayır çıkmıyor (bkz: ALP’in sınavı :) ))

5-)bir de benim teorime göre sınava en erken başlamak gerekiyor ben butona basmakta geç kaldım, kolay sorular kapışılmış zorlar kalmış gibi bi his oldu ben de :) ) (bkz: ALP’in sınavı :) ))

girip de kalmışlara (bkz: ALP’in sınavı :) ve de girecek olanlara canı gönülden başarılar. :;P





Şans üzerine…

4 09 2007

Merhaba,

uzun bir aradan sonra tekrar hem günlük hem de uzmanlık alanı olarak seçtiğim risk analizi üzerine yazdığım bloguma döndüm.

verdiğim uzun aranın sebebi, mezuniyet işlemleri, iş arama süreci gibi sıkıcı meseleler yüzündendi.

istanbula geldim, ve bi kaç görüşme sonrası “2 yıllık tecrübe ve askerlikle ilişkisi olmayan” maddelerinin bulunmadığı bir ilan buldum, hem de kendileri yetiştireceklerdi.

Harika bir fırsat, “atladım” hemen bi cv bıraktım, ardından 1. görüşme ve sonra 2. görüşme derken artık AVİVA’da bir finansal danışman adayı olmuştum.

Şimdi başlıkla bunun ne alakası var dimi ?? ŞANS şu ki 1. görüşmede “seni ararız” tarzında bir konuşmadan sonra tam manisa’ya dönme kararından sonra aramaları ve 2. görüşmede hiç olmayacakmış gibi yaklaşmama rağmen bir anda sözleşmeyi önemde bulmam.

Galiba şansım dönmüştü, bu kez yüzüme gülmüş kendimi şansılı hissedebiliyordum….

Taaakiiiii…..

evet hikayenin 2. bölümü şimdi başlıyor…

ortam harika, muhteşem bir iş ortamı, kurumsal bir şirket, şeçkin kişiler, ha bi de ayağı ataratmaz öğrendik ki Sabancı ile anlaşmışız ve AVİVASA olmuşuz… Allah allah bu ne ya bu kadar şans fazla dimi :) )

Ama yoook, alp için bu kadar şans gerçekten fazla inanın bana…

eğitime başladık, 4 arkadaşız iyi efendi çocuklar, ofis supper, çalışanlar sanki dünyanın en iyi işini yapıyormuş gibi yüzlerinde gülücükler, moral tavan yaptı, motivasyon full :) )

neyse günler ilerliyor ve 3 haftalık eğitim gayette istediğim gibi geçiyordu, deneme sınavlarımı çok iyi yapıyor, konuları çok iyi anlayıp notlar tutuyorum hani Kolmogorov görse istatistiğe bu kadar çalışmadın deyip emeklerini haram ettircek Tahir hocama :) )

son günler artık, sık sık deneme çözüyor ve sonuçlar güzel olcukça kendimi daha iyi hissediyordum.

Veee sınav, EGM yani emeklilik gözetim merkezi sınavı vakti geldi çattı, bu arada ufak bi bilgi finansal danışman olmak için EGM’nin sınavından geçmek lazım kaldı ki aldığımız eğitim de bunun içindi, keşke başta mı söyleseydim bilemiyorum :P

herneyse işte siz boşverin hangi kurumdu cartdı curtdu :D D

Şans geliyor sabır :)

sınav salonuna girdim, var ya full doluyum bıraksan beni bireysel emeklilik kusucam :) ) finansdı sigortaydı allaaaaa tutmayın beni misali :P

Sn. Alp geckalan

yer no: 10

- e hadi geçelim bakalım…

geçtim… allahım o da ne, başım sabahtan beri anlamadığım şekilde ağrırken gördüğüm şeye inanamadım, herkesin monitörleri 17 inc. parlak cam gibi benim ekran 15″ ve de ekran atlıyor yazılar okunmuyor!!!!

tüm masalar dolu kimi kaldırayım da -sen geç buraya ben daha iyi yapmak için ona geçiim, derim :S
-neyse alp bozma moralini sen bozuk ekranda bile yaparsın, dedim ve sınava başla butonuna batım —Buyrun ŞANS—

monitörün bozukluğu gözlerimin ağrısı yetmezmiş gibi bi de ne deneme sınavlarında ne de başka yerde gördüğüm soru tiplerinden hiç mi gelmez yaaa “yeter ağlamak istiyorummmmmmmmmm” sınavada içimde kopan fırtınayı anlatamam, el nino yanında meltem kalır…

yanımdakilere bakıorum hani diorum ki herkese zor gelmiştir alp üzme kendini sen yapamıosan kimse yapamaz :) )

bakıorum deli kolay, sinir katsayım arttıkça artıyor… vergi sorularına geldim, görmediğim bilmedğim vergiler :S:S

altı üstü 10 tane vergi sorusu bitmek bilmedi…. neyse ya uzatmıcam yaptım çıktım işte.. sonucu bekliorum kötü geçti ama o kadar da değil hani 65 alırım geçerim bea diorum…

sonuçlar açıklanacak az kaldı… heyecan dorukta, ve açıyorum ekranı

BAŞARISIZ………………….ne nası olur ama ben şey hık mık…………….

geçer notumuz 65′tir isz 64 aldınız ve KALDINIZ………………..

buyrun ŞANS……………………………………….. kelimelerin bittiği, hiç bişeyin yok yok derin bir sessizliğin başladığı an bu olsa gerek…

3 hafta daha eğitim var aynı konular aynı sorular aynı aynı aynı….

ne olurdu da sanki bir soru tuttsaydı… 1 soru ya 1 soru….. :( ((

ama söz 80 ile geçmessem bu sınavı bana da ALP demesinler. (NOKTA)





İSTATİSTİK VE BİLGİSAYAR BİLİMLERİ MEZUNİYET BALOSU

25 04 2007

Evet, sonunda mezuniyet yaklaşıyor…

yavaş yavaş heyacan artarken, biz de bir taraftan balo için koları sıvadık…

bugün yaptığımız anlaşma sonucu Süleyman Restaurant bize ev sahipliği yapıcak.

 

balo için bilet fiyatı: 35 tyl olacak.

canlı müzik eşliğinde, muhteşem bir yemek… (menü için ayrıntılar bende)
unutulmayacak bir balo olucak, Hepimize Hayırlı Olsun :) )